Ankara’da Gündem

Hikmet Savatlı - 19 Şubat 2016

Keşke hayat sosyal medya kadar basit olabilse…

Hikmet Savatlı - 19 Şubat 2016

Cote D’Azur

Hikmet Savatlı - 19 Şubat 2016
hikmetsavatli_ankaradagundem_koseyazisi.jpg-large
hikmetsavatli_sosyalvegercekhayat_koseyazisi
2.2 (1092)

Nice Gezilecek Yerler

“Gittiğim her yeri özlüyorum” Bir gezgin atasözü…

Bundan tam on yıl önce düşmüştük Cote D’Azur yollarına. St Tropez’den Monte Carlo’ya uzanan Fransız Riviera’sından İtalya’nın kalbi Roma’ya kadar bir gezi yapmıştık. On yıl sonra kendimize fırsat yaratarak sadece Cote D’Azur’u köy köy gezelim istedik. Bu sefer iki kişi olarak gezdiğimiz yerlerde oğlumuz ile birlikte gezeceğiz.

İlk olarak yazmam gereken şey, sürekli çocuğunu yanında gezdiren bir çift olarak. Çocuk büyüdükçe yükü azalıyor, bu sebeple daha az eşya taşıyor ve daha fazla gezebiliyorsun. Bunun yanında halen yapamadığın bir takım şeyler de yok değil. Toplu taşıma’yı fazla kullanamıyorsun çünkü in bin bebek araba çantası ve kendisi çok zorlayıcı olabiliyor.

Nice Gezilecek Yerler

  1. Gün

Cote D’Azur havaalanına İstanbul’dan iki buçuk saat süren bir yolculuktan sonra rahat bir iniş yaptık. Ekibimiz dokuz kişi en gencimiz iki buçuk en yaşlımız sevgilimin anneannesi yirmisekiz yaşında. Pasaport kontrolünden rahat bir şekilde çıktıktan sonra ben terminal iki’ye daha önceden ayarladığım minibüsü almaya avis’e gittim. Çocukla seyahat demek çocuk koltuğu demek. Anne baba olunca koltuğun çocuğa uygunluğu konusunda titiz davranmak gerekiyor.

Havaalanı şehre, kalacağımız otele 15 dakika Promenades des Anglais, Massena Meydanı, Vieux Nice, Cours Saleya otelden sonra şöyle bir yürüyerek turlayacağımız yerler arasında. Daha önceden araştırdığım hiçbir park yeri araç büyük olduğu için giriş imkanı sağlayamadı. Bu her gün 15 dakika arabayı almak için bana fazladan şehri gezme fırsatı demekti.

Nice Tarihi

Nice’in ilginç bir tarihi var. Geçmişi MÖ 2000’lere uzanan; Yunanlılar tarafından kolonileştirilmiş, ve zafer tanrısı Nike’tan gelen Nikaia adını vermişler. Kent Fransa ve İtalya krallıkları arasında gidip gelmiş. Kentte bulunan Savoy krallığı Avusturya ile ittifak yapınca durumu tehlikeli gören Fransız kralı Sultan Süleyman’dan yardım istemiş. Barbaros Hayrettin paşa buraya gelerek şehri Savoy krallığından alıp Fransız Kralı I François’e hediye etmiştir. Şehri gezerken göreceğin demir gülleler Barbaros tarafından atıldığı rivayet ediliyor. Yıllarca İtalyan hakimiyeti altında kalan şehirde gezerken bunu hissediyorsun. İlk izlenimim insanları İtalyan şıklığından, binalar Fransız şıklığından yoksun.

Jean Medecin Caddesinde bir tur ile gezmeye başladık. Bu sırada bazı yerlerde sokak, ya da binanın yüz yıl önce çekilmiş resimlerinin bulunduğu tablolar ile karşılaşıyorsun. Değişen tek şey, insanların kıyafetleri ve tramvay, ağaçlar yerlerinde büyümüş ve planladıkları şehir gayet hoş olmuş.

Akşam yemeği için grubumuzdan ayrılarak iki sevgili şehrin sokaklarında turlayarak Flaveur isimli Restorana gidip kendimize güzel ziyafet çektik. Tabi grubun kalanını Eski Nice’te La Voglia’ya gönderip klasik Nice yemeklerinden denemelerini tavsiye ettik.

  1. Gün – Nice Gezilecek Yerler

Günün yorgunluğunu yatakta bırakarak, sabah daha gün ışımadan yataktan çıktık. Aren Ege’yi yedirdikten sonra. St. Tropez’e kadar gidip turun ilk ayağını tamamlayacağız.  Arabaya biner binmez sevgilim evden getirdiği klasik müzik cd’lerini organize ederken ben navigasyondan gideceğimiz yerlerin adreslerini bulup rota oluşturma telaşı içerisindeydim. Standartların üzerinde bir arabamız olduğu için onun sığacağı bir otopark bulmak pek kolay olmadı. Yoksa Nice otopark konusunda muazzam bir şehir hemen hemen her meydanın altı ve yakın yerler otopark.

St-Paul de Vence

İlk durağımız St-Paul de Vence.

Esasen burada iki ayrı kasaba var biri St. Paul diğeri de Vence. İki kasabanın da ortak özelliği hayal gücüne gerek olmadan ortaçağ’da bir yerde olduğun hissini sana vermesidir. Vence’in çekici yanı Chapelle du Rosaire. Bu şapel burada yaşayan Henri Matisse tarafından tasarlanmıştır. Kendisi “Bu şapeli tüm çalışma hayatımın bir meyvesi ve tüm kusurlarına rağmen başyapıtım olarak görüyorum.“  demiş… şapel kalabalık olur düşüncesi ile St-Paul’e doğru gidiyoruz. Kasabaya girişteki otoparka park etmeyip kalenin dibinde bir nokta bulana kadar devam ediyoruz.

Burada muazzam sanat galerileri var. Her an bir köşeden bir asilzade çıkacakmış gibi bir yapısı olduğunu tekrardan hatırlatayım. Yüksek bir tepeye kurulmuş olan bu kasabanın talihi, Chagall ve Picasso’nun gelişiyle değişmeye başlamış. Sonrasında Yves Montand ve Roger Moore gibi ünlülerin de kasabaya gelmesiyle ünü artmış. Matisse, Chagall, Soutine, Modigliani, Leger ve Cocteau da St. Paul’de hayatlarının bir dönemini geçirmiş diğer sanatçılardır.

St Paul ve Gastronomi: “La Colombre d’Or“. Aynı zamanda otel bölümü de olan bu restoranın özelliği, ünlü ressamların ve sanatçıların orijinal eserlerine ev sahipliği yapması. Miro, Picasso, Matisse ve Leger gibi ünlü sanatçılar hesabı eserleriyle ödüyorlarmış. Hal böyle olunca, aynı zamanda bir müzeye dönüşmüş burası. Eğer bu restoranı görmek ve yemeklerin tadına bakmak istersen, önceden rezervasyon yapmak belki de en akıllıca çözüm olur. Yolun buraya düşerse Miro ve Giacametti’nin heykel koleksiyonlarını görmek için dünyanın en iyi çağdaş sanat müzelerinden birisi olan Foundation Maeght’i listeye almalısın.

Antibes ve Cap Ferrat – Nice Gezilecek Yerler

Yolumuz uzun bu sebeple arabaya geri gelerek İ.Ö. 400’de Foçalılar tarafından kurulan Antibes ve Cap Ferrat’a uğruyoruz. Nice limanının aksine Villefrance kısmına demirleyen cruise gemilerini arkaya alarak klasikleşmiş manzara resimlerinden çekiliyoruz. Ferrat Burnu Cote D’Azur’un en pahalı villalarının bulunduğu yerdir. Bu villaların en önemlisi olan Villa Ephrussi de Rothschild’i ve bahçelerini gezdik. Adının villa olduğuna aldırma çünkü saray yavrusu tadında. Dokuz ayrı temaya sahip bahçeleri şöyle; İspanyol, Floransa, Taş, Japon, Gül, Provans, Fransız ve Sevres olarak adlandırılmış. Fransız bahçesindeki havuzun fıskiyeleri 20 dakikada bir müzik eşliğinde dans ediyormuş fakat Las Vegas’ta bu tarz bir şov izlediysen bunu pek önemsemiyorsun.

Cannes – Nice Gezilecek Yerler

Buradan ayrılarak Cannes’a varıyoruz. Öncelikle ananemiz fazla yürümesin diye en meşhur caddesi olan La Croisette’i araba ile turladıktan sonra. Palais des Festivals önünde bir yere arabamızı koyup kısa bir tur atıyoruz. Film festivali olmadan kırmızı halının pek bir cazibesi yok. Yakınlarında sanatçıların el izlerinin bulunduğu kaldırım bana sahte bir Hollywood Boulvard havası verdi. Mayıs ayında yapılacak Cannes Film Festivali ve Ocak ayında yapılacak olan Müzik Fuarı burada yapılacak. Palais de Festivales’den antika pazarının arkasında bulunan restoranlardan la Caveau 30’da yemeğe oturduk. Deniz mahsulü spagetti hayatımda yediğim en zengin deniz ürünleri ile dolu bol kepçe porsiyonlu bir tabaktı. Araba için sahilde altı otopark olan bir yer bulduğumda altın bulmuş gibi oldum. Tıklım tıklım dolu, iğne atsan yere düşmez bir yer olduğundan, programımızın yarım saat gerisinde olarak Cannes’dan ayrılıyoruz. İstikamet St-Tropez.

St-Tropez – Nice Gezilecek Yerler

St-Tropez demek Brigitte Bardot demektir. Bunu tartışmaya açmıyorum. Sebep, 1956 yılında bu kasabada çekilen “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmidir. Amacımız hemen limanda köşede bulunan Senequier’e oturup Tart Tropezienne yemekti. Eğer yolun St-Tropez’e düşerse Palaces des Lices meydanında, alman pastasına benzeyen beyaz hamur arasına beyaz krema ve üzerine pudraşekeri ile orijinal tarife bağlı kalarak yapan bir yer var, denemeni tavsiye ederim. Fakat Pazar günün azizliğine uğradığımız, açık olan yerler de bize cazip gelmediği için Nice doğru yola çıktık.

Akşam Nice’e döndüğümüzde yorgunluk iyice bastırmıştı. Bir duş ile kendimize gelip Aren Ege’yi annanesine pijama partisi bahanesi ile satarak Cafe de Turin’e gittik. Nice mutfağında; şehri kuran Yunanlıların, yıllarca İtalyan etkisi altında kalmışlığın ve Fransız etkilerini görmek mümkün. Onun için deniz mahsulleri, pizzalar ve makarnalar şahane. Avrupa genelinde olduğu gibi bol kepçe. Biz bir pizza ve ev yapımı kırmızı şarabın eşlik ettiği güzel bir yemeğin ardından otelin yolunu tuttuk.

Monako Gezilecek Yerler

3.Gün – Monako Gezilecek Yerler

Sabah kalktığımızda daha gün doğmamıştı. Aren Ege’nin kahvaltısından sonra Eze köyüne gitmek üzere yola çıktık. Eze’de diğer köyler gibi eski bir ortaçağ köyü. Kale – şehir biçimde imar edilip o şekilde yaşamına devam eden köyün nüfusu bin kişi civarında. Kasabanın girişinde, Kanuni Sultan Süleyman tarafından gönderilen; Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki donamanın Tolun’da Fransız donanması ile birleşerek Eze ve Nice’i fethedip Fransızlara hediye ettiğini yazan bir tabela görünce şaşırdım. Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabını burada yazdığı rivayet ediliyor. Ayrıca Nietzsche yokuşu denilen ve inmesi 45 dakika süren o yokuştan uzak durmanı öneririm.

Eze ve Gastronomi: Chevre D’Or iki Michelin yıldızı olan bir yer. Ne yazık ki burasının Mayıs ayında açıldığını ve gidemediğimiz için üzüldüğümüzü yazmadan edemeyeceğim. Onun yerine müthiş manzara eşliğinde birer kadeh Fransız ile keyfimize keyif kattık.

Sahilden Monaco… Monaco Gezilecek Yerler

Eze’de fazla kalamadık zira Monaco bizi bekler. Monaco dört semtin oluşturduğu küçük bir prenslik. Yol üzerinde dikkatini çekmeyecek bir taş göreceksin, üzerinde 1297’yılından beri bu toprakların Grimaldi Ailesine ait olduğunu belirten bir taş göreceksin. Dikkat etmezsen kaçırabilirsin!

Vatikan’dan sonra dünyanın en küçük ülkesi olan Monaco bana göre dünyanın olması gereken halidir. Sınır geçme yok, pasaport yok, vize yok; keşke tüm dünya bu şekilde yapılansa. Bu semtlerin en bilineni Monte Carlo’da dünya Jet Setinin buluşma noktasındayız. Meydanda bulunan casino 1863 yılından beri çalıştırılıyor. Araba dergilerinde paranın almaya yetmeyeceği milyon euroluk arabaların oyuncak araba gibi bir köşede masum masum durduğu kartpostal gibi bir meydan.  Meydandan ayrılarak, prens Albert ile çay içmek üzere Prenslik sarayına doğru yola çıkıyoruz. Şaka şaka, çay içmeyeceğiz bu noktada beklentileri çok yüksek tutmaman gerekiyor. Zira saray diye beklediğin biraz farklı bir yer çıkabilir. Muhafız değişme seremonisini izlemeni tavsiye ederler fakat bu beklediğin kadar gösterişli bir şey değil. Monako Ulusal Müzesinde oyuncak bebeklere adanmış bahçesi Rodin, Maillal ve Baurdelle’nin heykellerinin bulunduğu müze görülmeye değer. Grace Kelly ve eşi Prens Rainier’in mezarları Rue de l’Eglise üzerindeki katedraldeki yüksek atların arkasında bulunuyor. (Önlerinden geçerken birer fatiha okuduk J)

Oşinografi Müzesi (Jacques Cousteau Müzesi) 4000’den farklı deniz canlısının bulunduğu kocaman akvaryumlarla dolu bir yer. Monaco Prenslerinin yaptığı avlarda kullandıkları eşyalarında sergilendiği bu müze görülmeye değer.

Gastronomi – Monaco Gezilecek Yerler

Monaco ve Gastronomi: Daha önceden rezervasyonumuzu yaptığımız Cafe des Paris’e oturuyoruz. Bu sırada meydanın yılbaşı süsleri sökülüyor. Yemek sevenler için küçük bir bilgi vereyim; üç aşağı beş yukarı her gittiğin lokantada Cafe de s Paris soslu biftek yiyebilirsin ama bu sosu bulan restoranın Monte Carlo şubesinde bu sos sadece ama sadece Paris’te servis edilir cevabı ile karşılaşınca düğme ilikleyip ayakta alkışlayası geliyor insanın.

Yenilenmesi biten Hotel de Paris her zamanki gibi tüm ihtişamı ile karşımızda duruyor. İçerisinde bulunan üç Michelin yıldızlı XV Louis ne yazık ki mevsimden ötürü kapalıydı. Bunun yanı sıra benim favori restoranlarımdan Nobu’ya gidemediğime hala üzülüyorum. Ama bu bir daha gitmek için bir fırsat olacağından içten içe seviniyorum.

Akşam Nice’e döndüğümüzde Ayhan Sicimoğlu referansı ile gitmek istediğimiz La Safari’yi pas geçmek istedik. Bunun sebebi Big Fernand! Paris’te görüp aşık olduğumuz Fransız hamburgerinden yiyip yerel biradan içerek kendimizden geçtik.

4.Gün

Bir önceki gün uçağımızın 14.50 olan saatinin değiştiğini öğrendiğimizden sabah erken kalkarak Cour Saleya’ya antika pazarına gittik. Burası sadece haftada bir gün antika pazarı diğer günler çiçek pazarının olduğu bir yer. Etrafında restoranların olduğu eski Nice. Bu bölgeyi gezerken duvarlarda asılmış duran gülleleri zamanında Barbaros’un şehri işgal ettiğinde attığı toplardır. Nice’in sokaklarında kaybolarak gezerek değişik tatları bulmak ve keşfetmek çok güzeldi.

Nice ve Gastronomi: Nohutlu bir kızartma olan Soca’yı, ünlü dondurmaları ve patatesten yapılan makarna benzeri İtalya kökenli Gnocchi’yi, Kabak, soğan, patlıcan ve domatesten yapılan ünlü Ratatouille’u tatmadan Nice’den ayrılma. Şarap tavsiyesi olarak Rolle üzümlerinden yapılan (Vermentino) Bellet. Aldığınız şaraplarda AOC etiketi olmasına özen göstermelisin. Cour Saleya bölgesinde Amerikan kahvaltısı yapmadan yerel bir fırında krossan ve kahve ile başlayarak bu güzel şehri kendin keşfet…

Gezmelerin en zor tarafı gittiğin yerden ayrılmak, en güzel tarafı sonunda eve dönmek…

We Are Globally Late

THY yapım bir yolculukta ‪#‎wearegloballylate

Sabah uçağı itina ile öğlene alınır, daha sonra o uçak geciktirilir. Kandırmaca olarak adam başı €10 verilerek gidip bununla bir şeyler yiyin diyerek müşterilerin gözü boyanır! İstanbul’a toplamda 8 saat rötar ile gelinir. Uçaktan inmeden; transitler kapı anonsları yapılıyor koşarak 23.15’de İstanbul’a inen uçaktan 23.15’de kalkan uçağa yetişebilirsiniz denir. Valizler gelecek mi acaba sorusunun sorulması korku dolu bir an olacakken aktarma uçuşunun 10 dan 11’e alındığı ve kendi rötarları sonucunda, kimi yolculara yeniden bilet aldırmak sureti ile mağdur etme yöntemi uygulandığı sırada ben bilmem amirim bilir diyen bir memura bağırıp amiri ile muhatap olunur. Kucağında uyuyan çocuğun bebek arabası nerede sorusuna dış hatlardan alacaktınız almadıysanız İzmir’de isteyin cevabı alınır zor bela bağıra çağıra sabah 1.45 uçağına bilet bulunurda 14 saat sonra eve gelinir!

Bu arada yıllardır bir yerlerde gider gelirim ilk defa gümrük memurları valizlerimize bakmak istedi. Benim gümrük beyan edecek malum yok dememe rağmen “bırahın ona biz garar verelim beyfendi!” Diyen bir hanzo ile karşılaştım. Bu arada Aren Ege annesinin kucağında uyuyor ben Cevat kelle gibi 5 – 6 parça eşya altındayım.

“Atın bağalım beyfendi bırahın görevimiz neyse onu yapalım!” 2 valiz attıktan sonra “valizinizde alkol var mı beyfendi?”. Bana tek tek bütün valizleri indirip bindirttiler “3 kişiler ha bilmem ne ona göre bah ha valizlere!” Dedi 2 Numaralı hanzo! Bir de “bağa valizini açtırtmayın beyfendi diye bir de aba altından sopa gösterdi ki değmeyin memurumun keyfine!

14 saatte bin rötar göstererek çoluk çocuk yaşlı bizleri mağdur eden THY ve gecenin saat 3.30’unda bana gece sporu yaptıran İzmir Adnan Menderes Havalimanı Gümrük Muhafaza görevlilerine küfürü bir borç bilirim!

Hikmet SAVATLI

Ocak 2016