Tatilciden Mülteciye, Göç

Hikmet Savatlı - 28 Haziran 2016

Varlıktan Yokluğa

Hikmet Savatlı - 28 Haziran 2016

Güneşimden Kaç

Hikmet Savatlı - 28 Haziran 2016
hikmetsavatli_tatilcidenmulteciyegoc_koseyazisi_izmirlife
Hikmetsavatli_varlıktanyokluga_siir
hikmetsavatli_gunesimdenkac_koseyazisi

Tatil yorgunluğu, ramazan, Avrupa şampiyonası ve sıcaklar derken kendimi en sonunda zorla bilgisayarın başına oturttum. Yazmam gereken onca yazı varken, rahat ol en güzel yazı daha yazmadığın diye kendimi telkin etmem aranın açılmasına daha da yol açtı.

Elif Key, çık içimden!

Yazılarımı derleyip bir kitaba dönüştürme isteği bir kenara, yazmak istediğim kitabı üç yıldır hala yazamamış olmam canımı sıkmaya başladı. Oysa geçen masamı temizlerken “gerilim” serüvenli bir macerada İdris ile köşe kapmaca oynamıştık. İdris benim ana karakterim, sana ondan daha sık bahsedeceğim bu suretle kitabım çıktığında sizi tanıştırmama gerek kalmayacak. Kendimi tekrarlamamak için ara sıra yazdıklarımı okuyorum, bir arkadaşım bana sen Elif Key gibi yazıyorsun dediğinde gidip bize iki çay söyle kitabını almış birkaç saatte bitirmiştim. İnsan koşuşturmacadan kitap okumanın büyüsünü unutuyor. Oysa lisede, üniversitede saatlik kitaplarım vardı bitirdiğim. Yaylaya kitapsız gitmez iki güne bir sığdırdığımı bilirim. İş iyi kitap seçmekte, uyku getirsin diye kitap okuyanlar beni anlayamazlar.

Yazar ile okur arasında bir bağ olması çok önemli, ikimizde kendimizi anlatıyoruz, ve ortak yönümüz çok lakin onun kitabı çıkmış benimki çıkmamış ve aramızda yirmi küsür yaş farkı var. Kafası farklı çalışan bir adamın, beyninin bir köşesinde okuduğu bir kitabın yazarı ile çay içerek, topik çıkartması ve onunla hem fikir olup zaman zaman ayrışması çok normaldir. Dışarıdan bakınca şizofren işi gibi görünür ama sanıyorum ki bu çok normal.

Uzun zamandan beri yazıyorum, yazabilmek için düşünüyorum, düşündükçe üzülüyorum… Üzülünce de ne bileyim insanın canı sıkılıyor. Arada sırada gündeme dair yazılar yazıyorum, siyasi olanlar oldu mu fanatikler bir saldırıyor görsen…

Sadece siyasi fanatikler değil ki, incir çekirdeğini dolduramayacak kapasitede beyine sahip olan insan karalamaları bile meyve veren ağacı taşlamak için sıraya giriyor. Ne kadar değişik, hakikaten her zaman seni kaynayan kazanın altına çekmek isteyen o kadar el var ki… Bunlar hep beynimin kıvrımlarında güneşimden kaçıyorken seni başka bir yere götüreyim.

Güneş deniz ve kum…

Ramazan olmasına karşın, sıcaklar ile baş etmenin en güzel yolu denize girmektir. Genelde insanlar oruç tutarken denize girmek, güneşe çıkmak istemezler. Genelde ben güneşe de çıkıyorum, denize de giriyorum. Normalde oruç tutarak sabahtan akşama tarlada, halde çalışan insanların varlığını düşünürsen benim yaptığım zor bir şey değil. Evde “beni denize götürermisin babiş” diyen bir adam varken ben oruç tutuyorum götüremem seni diyemem ki? Geçen gün iftara yarım saat kala birlikte zıplayalım mı dediğinde oruç tutuyorum zıplayamam çok yoruldum dediğimde ver biraz ben tutayım sen de yorulmamış olursun dediğinde inan ağlayabilirdim. İşte bu yüzden ben oruçluyum yapamam hiçbir zaman demiyorum.

Avrupa şampiyonasında İrlanda demeden bitmez sloganı ile gitseydik tam bir başarı öyküsü anlatabilirdim sana. Burası değişik bir ülke, şampiyonanın ramazana gelmesi ayrı bir durum merak ettiğim kaç oyuncu oruç tutuyordu? Buraya kadar gelebilmek elbet başarı, fakat başkasından medet ummak, o böyle yapsaydı biz kupa kaldırırdık demek bana göre acizliktir!

Sahura kalkamadığım bir günden selam sevgiler…

Hikmet SAVATLI | The Wisdom