Biz ne ara kötü olduk?

Hikmet Savatlı - 7 Nisan 2018

Lizbon

Hikmet Savatlı - 7 Nisan 2018

Kemeraltı Gezi Rehberi

Hikmet Savatlı - 7 Nisan 2018

Bugün sizleri İzmir’e götüreceğim. Tarihte, bugün yörede yaşayan Erektid kralının Amazonlarla yaptığı savaşı kraliçeleri ile evlenerek kazanması ve yöresine onun adını “SMYRNA” vermesi ile İzmir’in doğuşu başlar. İyonların “Smurne” Rumların “Smirni” diye telaffuz ettikleri isim ne Rumca ne de başka bir dildedir. Kökeni etimolojisi incelendiğinde M.Ö. 2000 başlarında Kayseri Kültepe yerleşiminde bulunan tabletlere göre şehrin adı “Tismurna” diye geçmektedir. Bu da Simirna isminin Anadolu kökenli bir isim olduğunu bize anlatıyor. “ti” ön eki bugün “nın” anlamını taşıdığından MÖ 3000 ila MÖ 1800 arasında kent, büyük olasılıkla Smurna olarak biliniyordu.

            Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış İzmir, Osmanlı’nın batıya açılan kapısıydı. İmparatorluk döneminde Selanik ile “ikiz kız kardeş” olarak anılan İzmir’in sokak gastronomisini ve tarihini koklamak için yolunuzu muhakkak Kemeraltı’na düşürmelisiniz. Benim gibi tarih meraklısıysanız bu turun sonunda size bu tarihi pazarın neden Kemer’in altı olduğunu ve meraklıları için gezilmesi gereken birkaç yeri daha yazacağım.

            Kemeraltı, İzmir’in kalbinin attığı devasa bir Pazar. Aradığınız ne varsa burada bulabilirsiniz. Çocuğunuz sünnet mi olacak? Askere mi gidecek? Evlenecek misiniz? Şekerleme mi lazım? Züccaciye mi? hemen hemen her şey burada. Tüm esnafın toplu olduğu bir yerde yemek yemeden yaşanır mı? Kenarda köşede saklanmış, önünden geçerken haberinizin olmadığı binlerce lezzet noktasını saklar bu pazar. Benim amacım bunlara ışık tutmak.

            İzmirlilerin çoğunun küçükken kemeraltında kaybolmuşluğu vardır, bu yüzden esnaf kaybolan çocuklara çok alışkındır, karmaşık bir yapısı olduğundan tarif ve yol sormalara da alışıklar. Sabah 10 gibi tarihi saat kulesini ve eski belediye binasının yanından Kemaraltı içlerine doğru lezzet keşfine başlayalım. Tarihi saat kulesi, II. Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. Senesi onuruna Alman imparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. O günden bu güne saat 1974 yılındaki depremde bozulmuş bu gün saatin tamirini yapabilen sadece iki usta var. Onlardan sonra ne olacak düşünmek istemiyorum.

            Anafartalar caddesinde hemen sağda İzmir’in Osmanlıdan kalma Şekerci Ali Galip’i geride bırakarak. Antalya Börekçisi Osman Ustaya gidelim. Serpme börek dediğiniz zaman nasıl “ev yapacaksan tuğladan, kız alacaksan Muğla’dan” diye (salakça) bir söz varsa serme börek dediğiniz zaman Antalya’dan olacak. Benim kendi favorim pastırma ve kaşar. Kabul ediyorum tansiyon hastasıysanız biraz fena oluyorsunuz ama havanın sıcak olmamasına ve ayranın gücüne güvenin. Böreklerin geneli inanılmaz güzel, patatesli, otlu, kıymalı kaşarlı, sucuklu, mantarlı deneyebildiğiniz kadarını deneyin ve mutlaka finali lorlu pudra şekerli börekle yapın!

            Bu kadar tuz oranı yüksek börek yediğiniz için kan şekerini biraz yükseltmek gerekir. Bu sebeple hemen yan tarafta pasajın içinde bulunan Elgani Ezmcizadeye gidiyoruz. Badem ezmesi için hazırsanız önce tadına bakmanızı öneririm, benim favorim cevizdir, fıstık ezmesi sevenlerin de yüzünü güldüren bir yerdir Elgani. Mustafa ağabey keyifli günündeyse size bir de Osmanlı kahvesi yapar, ezmeler ile hazırlar bir de tatlı sohbeti var ruhunuza çok iyi gelir. Bu noktada Elgani Vancover’ın doğusuna kadar ezme gönderdiği bilgisini de paylaşayım.

            Kahvaltıyı yapıp kendimizi ara sıcağa hazırladığımıza göre, Boşnak böreği yemek üzere Ayşa’ya gidebiliriz. Boşnak böreği, mantı ve sarmasını muhakkak denemelisiniz. Aşırı sıcak değilse dışarıda oturup tarih ile bai başa keyifli bir yemek yemek için dışarıda oturun derim ama içerisi kışın bir masal gibidir.

            Bu kadar hamur işinden sonra mideyi biraz rahatlatmak için turşucuya gidelim. İstanbul’da kokteyl gibi turşu suyu hazırlayan turşucular var, “meşhur” turşucu Tahsin bu konuda o kadar başarılı değil, size plastik bardakta verdiği turşu suyunu sevmeseniz bile mutlulukla içiyorsunuz ve eğer bir mide rahatsızlığınız yoksa sizi rahatlatıyor.

            Buradan öğle yemeği için arka sokakta, çeşmenin yanında Doyuran Manisa Kebap’a gidelim. Bu noktada şunu söylemeliyim. Gerçek Manisa kebabı nedir diye düşündüğüm gün birkaç arkadaş Manisa’ya gittik. Gittiğimiz onca Manisa kebapçısını düşündüğümde doyuranda yediğim kebap hepsinden güzeldi. Bu sebeple kaçırmayın, kendi yaptıkları ayrandan denemeyi de unutmayın. Ne kadar yerel o kadar iyi felsefeniz bu olmalı!

            Yemekten sonra bir sütlü tatlı yemek isterseniz özsüt’ün açmış olduğu ilk şubesi olan Seferusta’ya gidebilirsiniz (ben bu yazıyı yazdığım sırada kapanıyor dedikoduları vardı, hala açık mı bilemedim)

            Kemeraltı baharat ve yemek ürünleri alabileceğiniz bir yer olduğundan ulaşabileceğinizin en iyisine burada ulaşmanız mümkün. Baharat ve Kuru bakliyat için Değirmen Türkiye’nin (bana göre) tüm bölgelerinden gelen baharatlara erişebilmenizin mümkün olduğu bir yer. Havra sokağı taze balık, peynir, turşu gibi ürünlere ulaşabileceğiniz bir nokta.

Hala doymadıysanız, havra sokağından girdikten sora, yoğurtçu hasan, damla börek (bu isimleri bir kenara not edin, bir başka turumun farklı tatları bunlar) gibi noktaları geçtiğinizde Gül kebapta, İzmir köfte ve döner deneyebilirsiniz. Bu arada Osmanlı gastronomisinde döner diye bildiğimiz yemeğin İzmir kebabı olarak geçtiği, Bursalı İskender Ağanın, yatık halden dik hale getirip sos ile servis etmesinden sonra adının döner olduğunun bilgisini de sizlerle paylaşayım. Yatık döner yada İzmir kebabı yemek isterseniz Hisarönü Camii önündeki “yatık dönerciye” gidebilirsiniz.

            Kemeraltını geride bırakıp ikiçeşmelik yönüne çıktığınızda cadde üzerinde (Sebatay Sevi evi karşısı) küçücük bir dükkan var. Tire Kebapçısı Ali Usta’ya uğrayın. Tirede böyle kebap yapan yok. Ali usta emekli olmuş, Murat usta ocağın başında “isim ondan miras kaldı” diyor.

            Bu kadar yemeğin üzerine bir çorba içerek mideyi rahatlatmaya çalışalım (bu noktaya kadar bir kasa soda içmek lazımdı aslında) Yeşiloba Saray Çorbacısında şırdan tuzlama çorbası ve üstüne koyu kestirmeli tandır damağınızda tango yaptıracaktır. Tandırın üzerindeki sos ile ciddi düşünebilirsiniz. Çıkışta kavun çekirdeğinden yapılmış Sübya’den keyifle için. (dilerseniz içine biraz rom veya votka koyarak keyif seviyenizi dileğinize göre artırırsınız)

            Yol üzerinde Urfa Bakkaliyesi var; baharat ve salça alacakların kaçırmaması gereken bir nokta. İzmir’in bilinmeyen lezzetlerinden bir tanesi de söğüşçülerdir. Dil, beyin, yanak, göz, kelle… Söğüşcü Niğdeli Muammer (Niğde’de ne kadar adam varsa gelip İzmir’de söğüşçü olmuş! Antalyalıysanız börekçi, Mardinliyseniz midyeci, Niğdeliyseniz söğüşçü oluyorsunuz galiba) ben esasen cimbomlu Ramazan’ı tercih ediyorum. Her gidişimde yarım diyorum çünkü bütün söğüşcüler lavaş kapanmayacak kadar doldururlar dürümleri, dikkat edin.

            Fatih Kebapta bonfile şiş, Hayyam Meyhanesinde keyifler, köfteci hidayet, kızlar ağasında kahve aslında daha hiçbir yere gidemedik…

Anafartalar caddesinin sonundaki Öztat Kardeşler Lokmacısında lokma, ve Tarihi Emniyet Kıraathanesinde çaylarımızı yudumlayarak bu güzel turu artık bitirebiliriz. İzmir gastronomi diyasının Zeusu diye anılan Sevgili Ahmet Güzelyağdöken’in ayak izlerini sürerek oluşturduğum bu tur benim için çok önemlidir, kendisine çok teşekkür ediyorum.

Peki, neden kemerin altı? Onu da yaptığım bir GastroTravel gezisine gelirseniz anlatayım…

            Önümüzdeki sayı dilerseniz yaz bitmeden Çeşme’nin gastronomi noktalarına bir hep beraber “GastroTravel” yapalım. Hep söylediğim gibi kulaktan dolma, batıl inançlarınızı bir tarafa bırakmalısınız. Yemeklere önyargı ile yaklaşmayıp; hiç kimseyi yediği yiyecek yüzünden eleştirmemelisiniz. Gelecek ay görüşmek dileğiyle,

Tabakta hayat var, gelin tadına birlikte bakalım…