Madrid

Hikmet Savatlı - 22 Ekim 2015

Bir umuttur yaşatan insanı…

Hikmet Savatlı - 22 Ekim 2015

Kültür Şoku

Hikmet Savatlı - 22 Ekim 2015
Hikmetsavatli_madrid_köşeyazısı
hikmetsavatli_birumutturyaşataninsanı_gündem
hikmetsavatli_kültürşoku_köşeyazısı

Gezmek güzel şey…

Çok gezen mi bilir çok okuyan mı bilir?

Bence ikisini birden yapmalı insan! Okumak güzel şey fakat okuduğunu yerinde görmedikçe, o havayı koklamadıkça konu ne olursa olsun teori sadece havada asılı kalan bir kavram olarak kalacaktır. Yıllarca okul okuturlar, işin teorisini sana anlatmak seni başına geleceklere hazırlamak üzere didinir dururlar. Gel gelelim pratiğini yapamazsan ne okuduğun aklında kalır ne de yapacağın şeyi hakkı ile yapabilirsin.

Bir tıp öğrencisi nedendir ki o kadar derse girip kitap okuduktan sonra direk ameliyatlara başlamıyor? Diye sorarsam anlatmak istediğimi kafanda şekillendirmiş olurum sanırım!

Bir yere gitmeden önce elimin altında duran internet denizine yemleri salarım, sabırla çıkan sonuçları okur gerekli yerlerin notunu alır, gittiğim yerlerde fikir sahibi olurum. Ne nerede? Neresi meşhur? Neresi kötü? Neresi moda? Bunları bilmeden gitmek sudan çıkmış balık olma durumunun yaşanmışlık hali olacaktır.

Dünyanın neresine gidersen git, herkes kendi düzeninde standart hayatlar yaşıyor olacaktır! Her toplumun gayesi kapitalist düzenin konu başlıkları altında sıralanan alt başlıkların en sık rastlananı olan hayatta kalma konusunda cerayan ettiğinden Romadayken Romalılar gibi davranman gerektiğini unutmamalısın!

Yurt dışından gelen bir batılıyı Adana’da kasaplar çarşısına götür ve suratından yaşadığı kültür şokunun mimikcesini oku ve ezberle. Aynı surat ifadesi gittiğin yer ile alakalı bir ön araştırma yapmadığın müddetçe senin başına gelecek olandır…

Daha Çin’e gitmedim ama ben de oranın kasaplar çarşısına gitsem aynı ifade ile karşılaşırım diye düşünmüyor değilim!

İguana olgusu

Turist kavramının içine “iguana olgusu” koymak gerekir. Nedir bu iguana olgusu? Şehrin renklerine bürünebilme başarısı, kısaca Roma’da Romalı olma olgusunun benim zihnimde havalı söylenişidir. Küreselleşme sayesinde ortak bir kültüre kavuşan dünya üzerindeki alt kültürlerin birbiri ile çatışması sonucu meydana gelen durumda yaşanır kültür şoku.

Bizim gibi patlamaya hazır, benliğini bencilliğin ele geçirdiği, önce ben diyen toplumlardaki nezaket yoksunluğu biraz medeniyet çizgisi ve özünde kültür birikimi bulunan toplumlara girince bi sevindirik olma durumu yaşatıyor. Bakıyor ki etrafında herkes medeni, nazik ve saygılı; yurdum insanı iguana şalterini hemen kaldırıveriyor. Başlıyor onlar gibi yaşamaya!

Balık hafızalıyız, memleket gündemi fırdöndü gibi değişirken Mustafa Kemal Atatürk’ün bize muasır medeniyet çizgisinden bahsetmiş olduğunu hiç hatırlamıyoruz.

Toplum ile kucaklaşmak için kalabalığın içinde olmak gerekir, gel seninle ülkenin en kalabalık meydanına metro ile gidelim. Dünyanın tüm metroları kalabalıktır ve bir telaşe alır başını gider, herhangi birinde yere düş üzerine basıp geçen adam binmesi gereken metroya bindikten sonra göz ucu ile sana şöyle bir bakar. Fakat, önce içeriden insanların çıkmasını bekler! Arkadan fordcu edası ile kalabalığı kucaklayıp hep beraber vagona girelim de gerisi n’aparsa yapsın demez! Kendi özel alanı vardır insanlara değmemeye gayret ederken bizim insanımız için soğuk zamanlarda ısınmanın tek yolunun temas olduğunu bilir.

Hani havalı yerlere rahat bir şekilde gidip, havalı bardaklarla güzel şeyler yer içerken gaza gelip “ulan medeniyet ne güzel!” diyorsun ya işte o medeniyet değil… o rahatlık

Medeniyet, arka masanda oturanların sohbetini senin masanda yapıyormuşçasına konuşmaması; önce geldiğin takdirde önceliği sana vererek buyrun lütfen demesidir.

İnsanları yargılamadan önce onları anlamaya çalışmalısın, dubainin altı yıldızlı bir otelinde kolunda duvar saati kadar büyük som altın bir rolex takan abiyi pilavı eli ile top top yapıp yerken gördüğünde onu kendi normların ile değil onunkiler ile yargılamalısın. Medeniyet bir noktada bunu gerektirir!

Medeniyet, medeni olabilen insanların elinde yükselen bir olgudur!

En son ne zaman asansöre beraber bindiğin bir kimseye günaydın dedin ve ya sana günaydın dendi? Kendine bu soruyu sor…

Eğer ikinizde lambada sinek ya da köşelerde örümcek aradıysanız o zaman doğal yaşam parklarına bir gezi yaparak kendi türünüz ile kucaklaşmanızı tavsiye edeceğim…

İnsanları teşvik et, onları cesaretlendir, merhaba, günaydın, iyi akşamlar… kullan bu kelimeleri, herkes “öküz” ise sen de öyle olmak zorunda değilsin, bir ışık ol etrafına bak göreceksin insanlar o ışığının peşinden her yere gelecektir.

Hikmet SAVATLI | The Wisdom