Hızlı Başlangıç

Hikmet Savatlı - 11 Şubat 2021

Clubhouse ve Boğaziçi

Hikmet Savatlı - 11 Şubat 2021

Günlerdir Türkiye’de cereyan eden Boğaziçi Üniversitesi olayların takip etmeye çalışıyorum. Gerek Türk medyası gerekse sosyal medyadan kısıtlı haberlere ulaştım. Normal şartlarda twitter bu tarz konularda bilgi almak için çok etkin bir kanaldır ama bilginin kaynağını kontrol etmeden araştırmadan verileri okumaya çalışmak sizi garip yerlere çıkmaz sokaklara götürebilir. Türkiye’de meydana gelen bu tip olaylarda internet hızı yavaşlatılır ve mütemadiyen erişim kısıntısı yaşanır. Amerika’da George Floyd olaylarında GSM şebekelerinin bedava internet verdiği, internetin hızının artırıldığını ayrıca belirtmeliyim.

Boğaziçi olaylarını twitter ve clubhouse’dan ortak şekilde takip ediyorum. Tabi burada da önce lafa bakıyorsunuz ardından söyleyenin kim olduğuna bakıyorsunuz. Amerika ve Türkiye arasında ki toplumsal düzenin sosyal medya kullanma düzeninde de ortaya çıktığını görünce bunu da kendimiz gibi etmişiz demeden kendimi alamadım. Açıkçası “bir bilen” statüsünde kendini bilmez bazı cahillerin uzman statüsü ile saatlerce konuşması ve onu dinleyen bir çok kişinin masal gibi dinlemesi; bilinirliği belgelerle sabit gerçekler dışında kulaktan dolma bilgilere inananlar topluluğunu görünce daha seçici davranarak konuşmacıları takibe almak daha akıllıca olur. Olur olmasına da Boğaziçi diye başlayan sohbet pandemi zamanında sevgilinizden ayrılırken ne hissetinize nasıl döndü, ne ara eylemlerden konuşurken “Allah hükümetimizi başımızdan eksik etmesin” e dönüldü anlamadım. Bu söylemler sonrası aklıma gelen biz dinliyoruz da başka kimler dinliyor sorusunu aklıma getirmiyor değil! “big brother watching” yani “biri bizi gözetliyor” bu konuda sanırım biri bizi dinliyor.

Daha geçen güne kadar whatsapp güvenli midir? Bilgilerim çalınıyor mu? Yazışmalarımı okuyorlar mı? diye düşünen konuşan birkaç mesajlaşma platformunu aynı anda analiz edip hangisi iyidir diye ince eleyip sık dokuyanlar sosyal kimliklerini beyan ederek üye oldukları platformda 8-10 saat arası sohbet muhabbet her türlü konuyu enine boyuna tartışıyorlar. Hatta şöyle söyleyeyim, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan gibi siyasiler bile clubhouse odalarında “gençler” ile sohbet halindelerdi.

Sanırım twitter hala haberin kaynağına inebilmek ve araştırma yapabilmek için daha etkin. Bu noktada clubhouseda 3-5 bin kişilik söyleşi grupları içerisinde saatlerce sohbet (!) dinlediğimi ifade etmeliyim.

***
Boğaziçi olayları Amerika Birleşik Devletlerinden nasıl görünüyor?

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen protesto gösterileriyle ilgili kaygı duyulduğunu belirtti ve bu çerçevede LGBT topluluğuna karşı sergilenen söylemi kınadı.

Price, ‘‘İfade özgürlüğü ve bazılarının rahatsız edici bulacağı söylevler bile işleyen bir demokrasinin kritik unsurlarıdır. ABD temel demokratik özgürlükleri için mücadele edenlerle omuz omuza durmaya devam edecektir’’ dedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Twitter hesabından yapılan açıklamadaysa, ‘‘Barış yanlısı protestolara katıldıkları için gözaltına alınan öğrencilerin ve göstericilerin derhal serbest bırakılması çağrısı yapıyoruz. Yetkililerin LGBT topluluğuna karşı nefret ve ayrımcılık içeren, eşcinsellere ve trans bireylere karşı yorumlarını kınıyoruz’’ denildi.

ABD daha önceden de bu tip olayları yakından takip eder ve bir şekilde açıklama yapardı ama yeni yönetim ve onların “hassas” yaklaşımlarına binaen bu tip açıklamaları daha sık göreceğiz gibi geliyor.

Değişim Beyaz Saray’dan başlıyor

Giriş çıkışlar daha kontrollü, maske takımına ve test negatifliği ile ilgili beyanatlar çok önemli. Başkanın jet hızı ile çıkardığı kararnamelerin sıkça yapılan basın toplantıları ile başkentte Biden dinamizmi var. Başkent demişken hala 6 Ocak kalkışması için yapılan önlemler ve düzen devam ediyor. Sivil düzene geçişin yaz sonuna kadar süreceği konuşuluyor. Bu noktada Washington meydanlarında “demokrasi nöbeti” tutuluyor mudur bilemiyorum…

Hazır söz Beyaz Saraya gelmişken mevcut yönetimin Türk yönetimi ile ne zaman kontak kuracağı merak konusu. Yeni Zelanda, İsveç, Güney Afrika ile görüşmeler cereyan ederken halen Türkiye ile görüşülmemesi, hatta taleplere yanıt gelmemesi düşündürücü. Göreve gelmesinden bu güne geçen zaman zarfında Türkiye ile bir görüşme yaşanmamış olması, pek iyiye işaret değil. Bu noktada Ankara eli kulağında telefon bekliyor. Kuvvetle muhtemel “bekle ve gör” diyerek enseyi karartmamaya bakacaklar.

Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan Türkiye ve çini aynı potaya koyarak ortak mücadele edilmesi gereken bir konumda değerlendirdiyse de Türk hükümetinin kendisini yeni Amerikan hükümetine izah edeceğini ve bir orta yol bulacağına inanıyorum. Bunun ilk basamağı her dönem yapıldığı gibi olabilecek ilk fırsatta STK’lar dernekler ve bürokratik düzeyde küçük yakınlaşmalar olacaktır.
***
ABD’de aşı olanların sayısı 29 milyonu aştı. Bu da demektir ki aşı olmak için önümde bekleyen 220 milyon kişi kaldı. Buna sevinmeli mi üzülmeli mi bilemedim…

Bu hafta Amerika’dan Türkiye nasıl görünüyor sorusuna cevap bulamadık, lakin clubhouse’u keşfettik. ABD dışişleri bakanlığı hassasiyet derken bizim içi işleri bakanlığı konuyu LGBT’ye getirdi. Kaynayan kazanları suni gündemlerle söndürmek nasıl bir çözümdür buna siz karar verin. Haftaya dünyanın merkezindeki güncel haberler ile karşınızda olabilmek dileği ile hoşça kalın…