Yazıcam yazıcam bir türlü yazamıyorum…
Bir de Zeki Müren koymuşlar, “gitme sana muhtacım”!
Şimdi beynimizin derinliklerinde durumu ayrıntılarına bölelim.
Adanada doğmuş ana baba tarafı tüm sülale (baba tarafından 6 göbek fiilen Adanada) çiftçilik yapan bir ailenin çocuğu olarak gördüklerim ve bildiklerimden yola çıkarak kendimce durumu ortaya koymaya çalışacağım.
seçim sence neden zeki müren?
Hani diyor ya gitme sana muhtacım, tarım arazileri imara açılmasın işlensin, doğa coşturulsun mu?
Yok canım kardeşim…
Kaç tane banka var? Çok… Hepsinin yüzde bilmem kaçtan kredi faiz oranı var! (Hani faiz haram ama legal olunca helal oluyor ya!)
Çiftçi adama sanat güneşinden müzik dinletirsen, güneş ile çalışan güneşin evladı olmuş insanın bu bağı kurması 30 saniye sürer…
Gitme sana muhtacım değil, gel bana muhtaç ol!
İşin özü budur.
Özal ile girişilen sanayileşme sürecinde yarımsal üretici ondan sonra gelen hükümet ve onların politikaları ile bilinçli bir şekilde küçülmeye sevk edilmiştir.
Şu noktada emperyalist güçler bizim onlara bağımlı olmamız için bize bu yöne sevk ediyorlar gibi bir teori ortaya atmayacağım. Atmayacağım atmamamasına ama, tarımsal makaleleri (özellikle yurtdışı kaynaklı) okursan göreceksin ki bu işte bir gariplik var!
Girdi masraflarını bir yoklayalım?
Yakıt -> Kaç para? Soruyorum sana dizel araba kullanıyorsan bir depo mazot ne kadar? Ha işte bana yılda asgari 100 depo gidiyor! Var mı biodizel diye birşey? Kullansana kardeşim? Kullandırsana çiftçine! Benim 100 depoma karşın bana çıkarıp 8 bin TL mazot desteklemesi altında önüme bir parça et atıp beni ihya (!) ediyorsun ya… Yatı olan adam benim 100 depo ile dünya turuna çıksa ödeyeceği para litre başına 1,5 TL (ben ve dahi arabana yakıt alan sen 4,65 ödüyoruz canım kardeşim) mesela doğuda urfa diyarbakır, sulama elektirik ile yapılıyor nasıl diyeyim, yat mazotu fiyatına, bir gün yeter olmaz mazot ile yapın dediler, TEK’in genel müdürlüğünde kan gövdeyi götürdü akşamına tekrar elektirik açıldı.
İşçilik -> hepimizin evinde üç aşağı beş yıkarı bir yardımcı/hizmetli bulunuyor değil mi? Sigortası şu kadar, maaşı şu kadar, ikramiyesi, primi… Hah! İşte ben o insanlardan da çalıştırıyorum diyelim 30 kişi kadar var sen yap hesabını… Ucuz işçilik var mı saati 0.65 sente? Hindistana mı ? Uzak doğuya mı gidelim? (Valla yat alıp uzakdoğuda koy koy gezerim lan!) evine gelen gündelikçi, yada tarlaya grlen yövmiyeci 100 TL den aşağı para almaz!
Amortisman – Ekipman -> hadi bir traktör alalım. Ne alalım? john Dere, Massey, New Holland, Fiat, Case?… Markalar fiyat olarak modellere göre değişiklik gösterir ama şunu söyleyeyim, sıfır için konuşalım, 60.000 den başlar ve 500.000’lere kadar gider… Bahçe yapacaksak rüzgar pervanesine ihtiyacımız olacak ki 35.000 TL civarlarında. Sen yerli malı araba yapağım diye dertelere düşeceğine tarımsal reformunda yerli malı traktör, yerli malı ekipman imalatı konusunda sanayileşmeye gitmelisin bence. Hadi fidanları sipariş ettik, fidan başına ve damlama sulamaya giden maliyete girmeyim ağlarsın… Mısır ekelim, yerli malı ekim makinası 12.500 TL ama Gaspardo almak istersen $15.000 adam bide satarken pahalı eyidir abi diyor! Ohh!
Tohum -> dekar başına 6000 kök çıkarman gerek. Bu sebepten torbası 175₺ den başlayan tohumlardan alman gerekiyor. Yine marka ve cinse göre fiyatlar değişir bak unutma “pahalı eyidir abi!”
İlaç – Gübre -> genelde bilimsel yaşayan bir toplum olmadığımızdan mütevellit benim başım ağrıyor ne hap alayım mantığı tarımsal ortamda da geçerliliğini sürdürür! Çok görmüşümdür ziraat mühendisine gidip ya ahdeniz meyve sineene ne eyi gelir diyen abileri… Ona göre bir reçete yazılır, hani eczacıya sorar gibi şundan salla gitsin, ama eyicene yıhasınlar ağacı diye de ekleme ile hasta yerine yurduna yolculanır… Geciktiricisi, tutturucusu, yapıştırıcısı, açtırıcısı, bileştiricisi, besleyicisi… Aman ha eyicene yıhanacak’dır. Hep! Kutusu 450₺ olan ilaç var, muadili var, muadilin iki muadili daha var pazarlıkla 120₺ ye alabiliyorsun. Bir de sahtekarlar var sağdan soldan bidon toplayıp üzerine etiket yaptırıp bende 75₺ abiciiim’ler var onlar ayrı bi sektör…
Bunlar tezgahın arka kısmından özetlerdi. İşin içine girince daha bir cevval görünümler fırtınalar ve sancılar girer.
Sancı ne midir? Yağmur yağdığında, rüzgar estiğinde elinin yüreğinde olmadı, aman dolu yağmasın aman don yapmasın’lardır.
Bir o kadarda zevklidir bu iş, sabah güneşi yolda doğurursun, günün ilk ışıkları ile bahçede olmak o temiz havayı içine çekmek, dalından koparıp yemek…. Mistir mis!
Şimdi bir çizgi çekip alt alta yazarak zihninde toplamanı yap. Gübre, mazot, ilaç, tohum, işçilik, amortisman ve masraflar…
Bugüne kadar marketten manavdan alışveriş yapanlar bilemrzler binbir emekle yetişmiş meyve ve sebzenin hikayesini. Tezgahtan çıkan bir kazak ya da ttornadan çıkan bir somun değildir. Emek edilmiştir!
%95 üretici hasat vadesi ile çalışır, bu sebepten bankalara muhtaç edilmişlerdir. Gürül gürül gürleyen dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisiyiz ya(!) hikaye canım kardeşim. 3 ₺ ya alacağın gübre hasat vadesi ile oluyor 3,60₺ sende peki diyorsun.
Çiftçi topal adamdır! Topallığı ayağına vurulan pırangalardandır, yanlış anlama olmasın. Banka ise kendini dost diye tanıtır, hetırlıyor musun sen gübreni benden aldığın para ile almıştın. Dosttur olmasalardı, çoğu kesim işi gücü bırakırdı. Dosttur ama sırtındaki dosttur.
Dilerim birgün bizlerin sırtından insinler.
Yıllarca türk filmlerindeki adanalı pamuk ağası, ve onun oğlu muhabbetine sinir olmuş biri olarak, göstere göstere gözleri ile yediler tarımsal kesimi…
Dışarıdan parlak olan bu sektör doktora cazip gelmiş, almış bir bahçe, kontrole gidiyorum. Doktor derdime bir çare, tamam bakalım filan, arada bende de greyfurt var akdeniz meyve sineğine ne attın diyor ? Pahalı eyidir diyip geçesim geliyor…
Tarım bakanı, tarımdan anlamaz, çiftçisi bilinçsiz, tüketicisi aptal! Starbucks gelip burada portakal suyu satmasa benim yerel kahvecimin aklına bile gelmez. AVM lerde saçma sapan mısır standı var! Kursana kardeşim her köşeye bir narenciye standı!
#senbırakıpgitmediye
Şimdi diğer bankalar da buradan vuracaklar. Davul zurna kasketli şalvarlı emmiler, traktör önünde halay çekecek falan filan…



