Haziran 2014

Sis hayatın fotomontajıdır…

Hikmet Savatlı - 6 Haziran 2014
10750441_10154893012390596_7338246386531704327_o

  Sisli bir sabah yürüyüşe çıkmıştım sabah 6.30 civarı. Göremediğim denizin dalga sesleri martı seslerine karışıyor. Öyle güçlü bağırıyor ki martı trafik sesini bastırıyor adeta. Egzoz dumanı soluyorum, tuzlu deniz kokusuna karışık. Sis ancak iki adım önümü görmeme müsaade ederken başımın üzerinde martıların kanat çırpışlarını hissedebiliyordum. Bir anda karşıdan üç gölge belirdi. Adam iyi giyimli kahverengi takım elbisesi, yeleği, fötr şapkası ve kıyafetine uygun şekilde …

Continue reading

Saki

Hikmet Savatlı - 5 Haziran 2014
AA

Sabah radyoda çalan bir şarkı ardından yazdıklarım… Sabah 5.00 hava daha aydınlanmamış. Gece evsizlerin ve akşamcıların battaniyesi gibi sokakları örterken aynı kâbus ile uyandım… Yine seni gördüm rüyamda. -“baba!” diyerek feryat ederken, ben sana uzanmak için kendimi yataktan attığımda uyandım. Daha yatalı iki saat olmamıştı ama gün benim için yine erken başladı. Uyandığımda ne feryat vardı ne figan. Çığlıklar bıçak gibi kesilmişti. Benim için mezardan …

Continue reading

Soma’dan Mektuplar

Hikmet Savatlı - 5 Haziran 2014
10300104_10154132692005596_484033235064770889_n

SOMA. SO(R)MA! SONRA? “Yüz Karası Değil, Kömür Karası; Böyle Kazanılır Ekmek Parası” Orhan Veli, böyle anlatmış… Üzgünüm kızım, düğününe gelemeyeceğim. Bu en mutlu gününde yanında olamayacak, seninle karşılıklı göbek atamayacağım. Sana aldığım bileziği koluna annen takacak… Üzgünüm oğlum, attığın ilk adımlarını göremeyeceğim. Ellerimi sana kaldırıp “gel oğlum” diyemeyecek, seni parka götüremeyeceğim… Üzgünüm sevgilim, yarın senle buluşamayacağım. O en sevdiğin çiçeklerden sana alamayacak, verdiğim sözleri tutamayacağım… …

Continue reading

Salıncak

Hikmet Savatlı - 5 Haziran 2014
SONY DSC

Zamanı tutamadığım bir sonbahar. Kurumuş yapraklar bana her daim ölümü hatırlatırken üzerlerine bastığımda çıkan ses bana her keresinde yaşamayı hatırlatır. O gün yine bir sonbahar evin yakınındaki parkta kendimle olabilmek için ıssız bir köşede bir bank buldum. Yaprakların ağaçtan dans ederek yere düşmesini, çocukların salıncakta sallanmasını, kaydıraktan kaymasını izlemek beni çocukluğuma götürürdü. Bende onlar gibi koşar oynar, ama salıncaktan hep korkardım. Yıllar sonra çocukluğuna dönmek! …

Continue reading