Sekizinci Uyuyan

Hikmet Savatlı - 16 Aralık 2016

Yeni Yıl

Hikmet Savatlı - 16 Aralık 2016

Aleppo

Hikmet Savatlı - 16 Aralık 2016

Aleppo

Birşey soracağım bu Halep ile neden bu kadar ilgilenir olduk?

Suriye iç savaşı birkaç yıldır devam ediyor, sosyal medyada dönen video, görüntü vs. yıllardır akıyor. Yaşadığımız şehirlerde artan Suriyeli vatandaş nüfusu zaten artıkça arttı.

Güven sorunu açığa çıktı, nasıl mı daha önceden bir lambada bir çocuk dururken (Adana için konuşayım, bazı lambaların müdavimleri olurdu, mesela İzmir için Fransız kültürün orada Vanlı Erzen) şimdi bir grup çocuk duruyor. Hep başka yüzler…

Aç gözlü vs çakal millet olduğumuz için “ben suriyeliyim açım” gibisinden kağıt ile İstanbul’da yollarda gezen bir sürü insan var.

Süslü videoları yok ama yaşadıkları dramlar var!

Komşusu açken tok yatan bizden değildir ile milyonlarca insanı aldık, bu “cennet” vatana. Yavrum aldık almasına da Sivaslı esnaf “nereye s*çacaklar?” derken haksız mı? (Konu başka ama buraya da uyuyor) tabi ki yaşadığımız yerin içine!

Bizim kanalizasyonumuz anca bize yeterken, b*k’a batmamız kaçınılmaz olacaktır. Tabi bu sadece Suriyeliler yüzünden değil; doymak bilmeyen yedikçe yiyen ve duası Rabbena hep bana olan tipler sebebi ile de oluyor.

Bunu da öğreneceksiniz!

Yine bir dayatma ile bunu da öğreneceğiz ve biat kültürüyle kabulleneceğiz!

Bugün Cem Boyner’in mektubu dolanıyor. Haksız değil ama eklemeyi unuttuğu noktalar var. Bilmem kaç milyon metrekare vatanın, aleni ve ücra köşelerinde bomba patlamadık yeri kalmamış, kimi şehirler taş taş üstünde kalmamış (ki bununla yaşamaya da öğrenmek zorundayız) Mardin’e gitsen bi dert, İstanbul’a gitsen bi dert! Dilberay gibi Zorundamıyım diye bir bağırarak çıksa birisi iki şak şak sonra güle güle yavrum…

Var mı kardeşim alternatif? Buyurun sayın Boyner olunuz bir partiye üye aktif görev alınız. Zamanında hatırlamıyorsam başarısız bir girişimi olmuştu ama yıldı “olmuyor” dedi. Neden çünkü bu ülkede siyaset bir meslek! Yani tornacılık gibi, cafe işletmek gibi, çiftçilik gibi insanların para kazanmak için yaptığı bir meslek…

Mağazalar, fabrikalar maaşallah tıklım tıklım, e yılbaşı için kardan zarar göstererek yurtdışından aldığınız malları burada biner biner satar, etliye sütlüye dokunmadan satar geçinir gidersiniz. Doğru…

Açalım memleketin hali vakti yerinde, vergi rekortmeni listelerini, bakalım forbese. Hiç bir aile siyasetin içinde değil, neden?

Bakınız Cem Uzan. Tamam kabul ediyorum, fakat siyasete girmese bugün nerede olurdu bir düşünün?

Memleketi Avrupa’ya götüreceğiz diye bir kamyona koyup banker bilo filmindeki gibi Ortadoğu’nun ortasına bıraktılar çıt yok.

Paralel yapı dediler, ayıklaya ayıklaya pirinçte taş değil pilavlık malzeme kalmadı. E biri çıkıp soramıyor ben bu pirinci evden mi getirdim ? diye. Beraber yürüdüğümüz yollarda çatalın sonuna gelince bizimle değılsın oldu! Sonuç kurunun yanında yaş da yandı…

Mektup çok güzel, lakin sırtına ay yıldızı geçirip, tank kovalayan, uçağa taş atan kısa kollu kareli gömlekli ağabey bundan ne anlayacak?

Aynı apartmanda yaşadığı komşusu ile selamlaşmayan, yolda tanımadığı adama ilerde radar var aman yavaş diye ışık yakan adam bundan ne anlayacak?

İlk emri oku olan, hoşgörü dini mensubu; İzmir’de neden hiç bomba patlamıyor diye soran abla bundan ne anlayacak?

İlkokul çağındaki çocukların eline idam ipi verip kasıla kasıla poz verip bunu sosyal medyaya koyan öğretmen ne anlayacak?

Yıllarca “yılmak yok yola devam” seçim meydanlarında idam diyerek ip atan; ve/veya ne oluyor ben bilmek istiyorum diyen meraklı siyasetçiler ne anlayacak?

Telefonu kendinden akıllı, okumaktan çok resimlere bakan vatandaş ne anlayacak?

Değil araba almak, kredi kartı borcu ödeyemeyen, simit alacak parayı zor bulup, Akbil’ini borçla dolduran, ama duble yol diye bas bas bağıran adam bundan ne anlayacak?

An-la-ya-maz!

Gizli devalüasyonu anlayamadığı için değil, balık hafızalı olduğu için hiç değil!

Anlamak istemez de ondan…

“Azıcık aşım, ağrımaz başım”
“Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” gibisinden atasözleri olduğu için.

Ne sokaktaki Suriyeli umursar, ne patlayan bombayı önemser, ne dönüp etrafına bakar ne de kendine!

İşten eve geldi mi? Maaşı aldı mı? Kirayı masrafları düşüp cebine para kaldı mı? Bitti gitti…

Bir fıkra ile durumu özetleyeyim

Obama ve Bush bir barda baş başa konuşuyorlar… Meraklı vatandaşın biri yanlarına yaklaşmış, “Hayrola beyler” demiş “Neler kaynatıyorsunuz yine?”
Bush “Üçüncü dünya savaşını çıkartmayı planlıyoruz” demiş.
“Valla mı?” diye sormuş meraklı vatandaş… “Nasıl yapacaksınız?”
“Bu sefer 140 milyon Müslüman’ı ve Angelina Jolie’yi öldüreceğiz”
“Neden Angeline Jolie?”
Bush, gülerek Obama’ya dönmüş:
“Sana söylemedim mi? 140 milyon Müslüman kimsenin umurunda bile değil.”

Hamiş: umursamaz bir toplumun Halep haberlerini bu kadar döndürmesinin arkasında olan bir takım olaylar var!

Sahi dolar ne oldu?
Avrupa Birliği Müzakerelerinden ne haber?

Peki Zeki Müren de bizi görecek mi? Sorusuna bir cevap vereyim bari:

Masallarda, rüyalarda yaşıyoruz işte biziz Zeki Müren…

Hikmet SAVATLI