Gel bakalım bugün öylesine hayata olta atalım, bakalım gün bize ne, yada neler getirecek?
Bir piyango bileti al mesela, ama çeyrek olsun! Aza kanaat eden çoğu bulamaz deme, unutma nerede çokluk orada b*kluk wink emoticon Allah muhafaza tam biletine büyük ikramiye vurduğu duyulursa uzun zamandır, telefonun ahizesizi aşındırmamış arkadaşların “kankilerin” birden hal ve vaziyetin konusunda meraklanır olurlar.
İstanbul’daysan vapura bin mesela, al bir simit bir ayran, simitin birazını sen ye birazını martılar ile paylaş. Çıkar cep telefonunu martı ile selfie yap, güneş batıyorsa onu çek. Haydarpaşa yada sultanahmette kuşlara yem ver…
İzmir’deysen çık kordona, şu güzel havanın tadını çıkar. Adana’da isen git bir kebapçıya benim için mis gibi bir kebap ye. Kalekapısında dolaş, büyüksaate git, esnaf resimleri çek. Keza Antep’te bakırcılar çarşısı, izmirde kemeraltı, İstanbul’da Kapalıçarşı.
Bırak bir günü böyle değerlendir, gitme Etilere, bebeğe, Alsancak’a, Çamlıbel’e, Pozcu’ya, Tunalı’ya, göksuya git mesela.
Kimsenin görmez tarafından, salıncağa bin. Bak kaydırak demiyorum, salıncak. Hazır okullar tatil olmuşken al bir uçurtma, birazını sen birazını evladın/yeğenin doyasıya uçur.
Sen hiç galata köprüsünde balık tuttun mu? Hadi geçtim balık tutmayı, orada bir yerde balık ekmek yedin mi? Dur şimdi tezgâh altından çay bardağında rakı fikrini karıştırma wink emoticon
Aman ha bu güzel havada AVM değil açık hava, kumkapı, eşrefpaşa, kaleiçi yada kazancılara git akşam üzeri. Bir bilemedin iki tek at. Bak azı karar çoğu zarar unutma… Azı ne yapar çoğu bana yarar deyip alcaseltser bardağında balık olma…
Bu arada soracağım soracağım soramıyorum, piyango biletin nerede?
Ama emin bir yere sakla. Sayısal değil, şans topu değil, piyango bileti tamam mı! Heyecanı uzun sürsün. Hayaller kur büyük ikramiye üzerine.
Belli mi olur, çıkmaz deme wink emoticon
Yol üstünde bir bakkaldan, çikolata al. İsmi cismi fark etmez, ister çocukluğundaki gibi şemsiye çikolata, yada istiklal işi fındıklı… Ama bakkaldan al, salla migrosu, kipayı, çağdaşı, grosseriyi… Bakkal amca kazansın smile emoticon
Yürüyerek değil, varsa denize yoksa bir parka, hiç bilemedin gök kubbe altında bir banka otur. Öyle hayatın içinde değil de, bir an okulu kırmış bir çocuk muş gibi otur o banka. Ve yaşlı bir insan gibi ye o çikolatayı. Keyfini çıkara çıkara. Yanına biri oturursa diye söylüyorum, öküz olma olur mu, en sıcak şekilde, kibarca, gözlerinin içi gülerek hafif tebessüm ederek, “alır mısınız ?” De.
Sana peçete yada sakız satmak için yaklaşan çocuğa, sor bakalım karnı aç mıymış? (Daha ben tokum diyen görmedim, o ayrı) al onun karnını güzelce bir doyur. Beş dakika ayır hatta sende onunla bir çay iç o esnada.
Eğer ki #burgerking de oturuyorsanız müdürün şerrinden sakınmayı, kendini ve o biçare yavruyu korumayı unutma. Belli ki küçükken balkona ekmek bırakıp gelen kuşları sapanla avlıyordu, çocukluğunda sandı kendini.
Anlat bakalım çocuk de, o da anlatsın…
Sevgisiz, kibarlıktan yoksun bir toplumuz ve herkesin böyle davranılmaya ihtiyacı var. Hoşgörü dinine mensup insanların “yaratılanı severiz yaratandan ötürü” söylevlerine kulak asma sen. Onların Atatürk sevgisi Allah sevgisinden fazla!
Peki, nasıl oluyor da böyle oluyor?
Her kim ki yatağının altında, dolabında yada evinde bir ayakkabı kutusunun içinde resim saklar, en çok o resimdeki kişiyi sever diye düşünüp kendi kendime gülüyorum…
Yorum farkı diyorum. Sen de de…
Dört cepli pantolonlarımızda bir kabine el var, değil sırça köşkler, hanlar hamamlar kurmuş, sarayda yaşayan bolu beyine inat dağlara çık demiyorum sana.
E ama halden anla Ruşen…
Tüm bunlara rağmen gökyüzünün, ağaçların tadını çıkar, hani bu çikolata olmaz da mesela Türk dünyasının geleneksel atıştırması çekirdek olur.
Çitle gitsin…
Uzun lafın kısası: aldığın bilete tam ikramiye vurursa fikir babası olduğum için bir teşekkür telefonu isterim wink emoticon
(E eşek değilsin ya bi yemek ısmarlarsın wink emoticon )
Ağaçtaki bir yaprak gibi çıkar bu dünyanın tadını, yağmurda dolan ama hasta olma. Aç kollarını güneşe, bırak içini ısıtsın.
Hiç almadığın gibi derin bir nefes al, yavaş yavaş bırak onu dışarıya.
Sokaktaki bir kediden farkımız yok. Sadece doğanın içinde “insan” sıfatı ile varız. Hepimiz birer canlıyız.
Bunun farkında olarak yaşa!
Bunu diyeceğim işte!
(Benim oltaya felsefe vurdu birader, rasgele…)
Hikmet SAVATLI



