adana

Doğanın Rönesans’ı

Hikmet Savatlı - 12 Kasım 2015

Yıllarca verilmiş temaları kemikleştirerek içselleştirmişiz;  Necip Fazıl’ın “Aslında yaprak sıkılmıştı ağaçtan, sonbahar bahaneydi…”demesi yetiyor sana. 31 Ağustos günü herkes ateş böceği! Vur patlasın çal oynasın, aman sabahlar olmasın diye yazlık kıyafeti ile gerdan kıran abiler ablalar; 1 Eylül günü o güzel eğlencede dekor değişmiş, koyu renk kıyafetleri ile Sessiz Gemi’yi söyler olmuş. Resmi olarak ayrılık sezonuna girilmiştir; yazlıklardan, yaylalardan eve dönüş başlamıştır. Bu sebeple anla …

Continue reading

Expo 2015 Milano

Hikmet Savatlı - 15 Eylül 2015

Bilin bakalım hangi ülke dünya fındığının  %97’sini yetiştiriyorum üstelik aganigi naganigi diye bas bas bağırıp Edirne’yi geçince fındıklı lokum bile dağıtamıyor? Geçtiğimiz haftalarda İtalya’daydım. Sebebi ziyaretim İtalyanlara kaptırdığımız Expo’yu nasıl beceremediklerini görmek ve onlarla dalga geçmekti. Bu arada basketbol milli takımımız Avrupa şampiyonasında “makarnacı” İtalyanları yenmiş, ben garibanı da havamızı binbeşyüz sanarak uçaktan inmiştim. Tabi böyle şeyler Amerikan filmlerinde olur! Muhteşem bir şehir, muhteşem bir …

Continue reading

Gıt Gıt Gıdak

Hikmet Savatlı - 9 Eylül 2015

İnsanlık ölmedi içimizde yaşıyor, diye kendimi mi kandırıyorum acaba. Çoğu zaman etrafıma bakıyorum, gözlerimi iyice açmama bile gerek kalmadan, medeniyetin beşiği diye övündüğümüz bu topraklarda medeniyetsizlik üzerine oscar vari ödül törenleri yapabileceğimiz konusunda inancım artıyor. Aslında ölü bir saatte ucuz bir uçak bileti rahat yolculuk seven biri için son derece iyi bir şans. Neden mi? Öncelikle tatilciler yok! Kampa giden çocuklar yok! En güzeli hacca …

Continue reading

Med Cezir

Hikmet Savatlı - 13 Ağustos 2015

Geçen gün sevgilim ile birlikte birlikteliğimizin 10.yılını kutlamak için sakız adasına gittik. Ege kıyılarında olmanın güzelliği bu, her türlü bulunduğun yerin karşısında bir Yunan adası var ve sen en fazla 1 saat 30 dakika sonra istediğin adaya gidebilmiş olursun. Şimdi Yunanistan’ın 3 bin 54 tane adası olmasına karşılık sadece 87 tanesinin üzerinde hayat var. Ben bunların yedisine gitmişim. Gide gele de az buçuk yunan olmuşum. …

Continue reading

Anlaşabilmek

Hikmet Savatlı - 30 Temmuz 2015

Konuşmak, anlaşmak, uzlaşmak sanırım bu zamanda artık biraz daha zor. Her evde televizyonun olmadığı zamanlardan bu güne yitirdiğimiz değerlerden bir tanesi de yaşadığımız yerlerdeki yerel aksanlar. Her bölgenin kendine has aksanını, daha derinlere indiğinde aksanlarında birbirinden farklı olduğunu görüyorsun. Çekikleri düşün içinde Korelisi var, Japon’u var, Çinlisi var ama çekik deyip geçiyorsun çünkü hepsi aynı geliyor. Aksanlar da böyle… Adana’da ki aksan ile Mersin’de ki …

Continue reading

CUMBABA

Hikmet Savatlı - 17 Haziran 2015

Süleyman Demirel, 6 kere gitti 7 kere geldi… Sanırım bu artık onun son gidişi! Siyaset aileme sonradan gelme bir uğraş değil. Bu bağlamda ben Savatlı ailesinin siyaset yapmayan dördüncü kuşağıyım. Adana yerel siyasetine (belgesi ile) ilk çıkışımız Pozantı kongresinde olmuştur. Halil SAVATLI, Adana ilini Fransızlardan teslim alan heyet içerisinde yer almış ve İlin Cumhuriyet sonrası ilk meclis üyelerinden olmuştur. Pozantı’da Atatürk ile tanışırken çekilen resmi …

Continue reading

Sadık Sisli Anısına…

Hikmet Savatlı - 9 Nisan 2015

Bugün sana Dayımı anlatacağım… Ben anlatacağım, ben ağlayacağım ve sen beni dinleyeceksin! Her çocuğun bir “Dayı”sı vardır. Her daim onun gölgesi olan, başı sıkıştığı zaman arayacağı bir “alo” mesafesinde olan. Hiç sebep yokken “N’apıyon” diye aradığın, sakalının, bıyığının altından girerek olmayanı oldurtan bir “Dayı”sı! Benim de var! (dı)… Hem de en “kralı” en “güzeli”. Sadık Sisli Anısına… İlk araba sürüşüm: Yaşım beş, Ali (Dayımın en …

Continue reading

Karnaval Seyahatnamesi

Hikmet Savatlı - 8 Nisan 2015

  Adananın yolları taştan, karnaval diye çıktık baştan…   Düştük yollara, sabahın körü daha kargalar icraata girişmemişken kendimizi uçağa attık. Kuş gibi gittik ve kuş gibi geldik. Oğlum olana kadar uçakta herhangi bir bebeğin yanımda yönümde olmasına tahammül edemezdim. Zira biri ağlamaya başladı mı, bebeler korosu olarak surround bir sistem dahilinde beyin delme operasyonuna başlıyorlar. Tabi tek sıkıntılı ben değilim, başka yolculardan psikolojik baskılar gelmeye …

Continue reading

Nisan’da Adana

Hikmet Savatlı - 1 Nisan 2015

Neden bilmiyorum içimde dinmek bilmeyen bir açlık oluştu. Aslında aç gözlü değilim ama sanirim gözüm aç! Peki ruhum bu işe ne diyor? Yemekten kalkarken sanki biraz daha fazla yeseydim diye kalıkıyorum, öğle yemeğinden kalkarken acaba akşam ne yiyeceğim diye düşünür oldum. Ruhum ne yapsın garip; peynir ekmek veya kaz ciğerinden aynı oranla mutlu! Bir restoranda yemek halindeyken başka biri, bir yerde yediği birşeyi anlatırken karnım …

Continue reading

Sağlık için narenciye için…

Hikmet Savatlı - 19 Şubat 2015

  Doğallıktan uzaklara yerken açalı beri insanlık yeniye hasretle koşar oldu. Hatırlar mısın bir ara konsantre meyve suyu ne kadar modaydı? Sokaklarında narenciye ağaçları bulunan şehrin insanları için bile kahvaltı masalarında veya dolaplarında bulunan konsantre meyve suları onları dalından meyve koparıp sağlıkla, tazelikle o meyveyi yiyen insanlardan ayıran bir statü göstergesiydi. Televizyondaki reklamlar insanın içindeki arzuları tetikler ya… Ananem bile bir baktım konsantre portakal suyu …

Continue reading