adana

Keşke hayat sosyal medya kadar basit olabilse…

Hikmet Savatlı - 24 Şubat 2016

Yakın-uzak pek çok insanın birbirini takip ettiği bir zaman akışında hayatın gerçekleri olduğu gibi bir arada akıyor. Kahkaha dolu bir anı, sonra bir ameliyat, kayıp aranıyor, memleket elden gidiyor, bir gazete kupürü, doğum ve ölüm… Parmağının tek hareketi ile karmaşık yaşamlar arasında istediğin gibi gezebilir, yorum yapıp beğenebilirsin. Sen ne anlatmak istersen, dinleyen/okuyan/beğenen mühim olmadan paylaşım yapabiliyorsun. Bakış açısı sana kalmış ister hislenerek, ister hasetlenerek! …

Continue reading

Sevgisizlik ayrılıktan daha zor

Hikmet Savatlı - 12 Şubat 2016

Sevgisizlik ayrılıktan daha zor, Biliyorum… Ömür boyu sürecek bir şarkıydın sen ve senin ümüğünü sıktılar! Şubat ayındayız, yılbaşından bu yana; mevsimler, vitrinler ve hayatlar değişti. İnsan doğası gereği her sabah aynı dünyaya farklı düşünceler ve gündemler ile uyanıyor. Yarın yaparım dediğin her işi yapma günüdür “o gün”. İnsan sabah rutinlerinin haricinde bir etken olmadan otomatik olarak işler. Uyanırsın, üzerine bir şeyler giyersin, tuvalete gidersin ve …

Continue reading

Çay koydum, Gel…

Hikmet Savatlı - 6 Şubat 2016

Ne güzel bir davettir. Değişik şekillerde demlenir, farklı tatlar içerir ama bu coğrafyada çay tek bir amaç için yapılır. Dostluk için… Her esnafın dükkanın açtıktan sonra yaptığı ilk iş çay demlemektir. Yanına bir simit, biraz ekmek peynir, olursa poğaça tadından yenmez. Konu konuyu açarken bardaklar dolar dolar boşalır. Aman fazla demli olmasın çarpıntı yapar. Duymuş ve yaşamışsındır; “buyurun bir çayımızı için” ile başlayan küçük yerlerde …

Continue reading

Üzülüyorum o halde insanım.

Hikmet Savatlı - 27 Ocak 2016

Geçenlerde sevgilim ve oğlum ile birlikte Nice’te antika pazarını geziyoruz. Akıl almayacak yaşanmışlıklar satılığa çıkartılmış. Belki kullanılmadığı için belki de ihtiyaç için insanlar biriktirdikleri anılarını satıyorlar. Bir evde içinde yaşanmışlık olan her türlü eşyayı burada bulmak mümkün. Tilki kürkünden çatal bıçak takımına, çerçeveden gramofona. Magazasinda onbin Euro olan çanta bile dört bin euroya burada. Ben biraz fotoğraf çekerim; sevgilim ev için değişik bir şeyler bulursa …

Continue reading

Bir varmış bir yokmuş…

Hikmet Savatlı - 21 Ocak 2016

Bir var oluş bir yok oluş, işte hayatın özü budur. Abrakadabra gibi bir yok etme ya da var etme sözcüğü yoktur hayatın. Çocukluktan alıştırıldık bir varmış bir yokmuş ile uyutulmaya. Hep gökten düşecek üç elmayı bekledik, kim bilir kimler muratlarına erecek ve biz onların kerevetine çıkacaktık. Bir nevi masalda bahsi geçen sihirli olayların neticesinde mutluluğu yakalayan kişilerin mutluluğu ile gerdeğe girme hevesimizdir. Başkasının mutluluğu ile …

Continue reading

35 yaşında ihtiyar bir çocuk ruhum

Hikmet Savatlı - 11 Ocak 2016

Sokakta yürüyorum, ellerim ceplerimde. Hava sıkıntılı, yağmur yağdı yağacak. İleride gürleyen bulutlar görüyorum. Görsen bulutlar benden yüklü. Birden bir şimşek patlayıveriyor, aralardan görünen güneş görünmez olurken bulutların rengi kurşuni gümüşten siyaha doğru dönüyor. Yağmur yağdı yağacak; rüzgar, o tarafa gitmemi istemezmişcesine yerden aldığı kurumuş yaprakları üzerime savurup yürümemi engelliyor! Aldırmıyorum… Aklımda tek bir şey var yağmurun altında sessizce yürümek. Saçlarımın arasına giren ilk damladan, kafatasıma …

Continue reading

Savaş ve Adana

Hikmet Savatlı - 5 Ocak 2016

O güne kadar savaş nedir bilmez on yaşındaki halim. Savaşlara dair bildiğimiz ve bize öğretilen tek şey “Onlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık” klişesiydi! İki dünya savaşı yaşamış, yıkılanlar yıkılmadan önceki hallerine dönerken tek dönemeyen nedense hep biz olmuşuz. Açgözlülük ve kişisel güç hırsından muzdarip ayaklar; iki yüklü nöron elektriğini atacak diye kilometrelerce yürümüş, harap olmuş, telef olmuş… Türkiye bir savaşa gitmiş, ötekine girmemiş. Girmemiş …

Continue reading

Son biletler bugün çekiliyor…

Hikmet Savatlı - 31 Aralık 2015

Çok şükür bu milli Piyango kuşatması yarın sona erecek ve bizler her gördüğümüz piyangocuya sövermiş gibi bakıp, sanki beraber hayal kurmuş ama ikramiye ona çıkmışcasına amorti bile yok diyeceğiz! Fakat yine de yapacağımız ilk iş, yeni yılın ilk gününde biletlerimizi kontrol etmek olacak. Alışveriş curcunası bitecek uğrunda beş avm gezip aradığın kazağın fiyatı daha da düşecek. Bu sırada güdümlü füze gibi hedefe kitlenip etrafında kimse …

Continue reading

Sahte Süleyman

Hikmet Savatlı - 16 Aralık 2015

Bu aralar yazma sıklığımın epey düştüğünün farkındayım. Daha önceleri ruhumu ve dirseklerimi masa başında çürüttüğüm sıkım sıkım sıkıldığım bir işim vardı. Peki, nereye kadar giderdi bu süreç? Sınırlı bir sarmalın içerisinde girdap gibi beni içine çekerek körelten, adeta ayağıma pranga olmuş bir silsileden kurtulduğum için çok sevinçliyim. Gel gelelim her ne kadar sıkıcı olsa dahi insan bazı alışkanlıklardan vaz geçemiyor, söz gelimi alışkanlık bir işyeri …

Continue reading

İnsanlar

Hikmet Savatlı - 12 Kasım 2015

Seveni yandırırlar, insanı kandırırlar, gülerler! Meleği andırırlar ve yine de seni kandırırlar! İnsanları anlamak, insanları tanımak… Öylesine zor! Arabesk mi? Olabilir! Belki Flamenko’dur? Kim bilir? Ufukta doğan güneş bu sabah doğacak mı? Kim bilir… Ne kadar çok insan tanıyorsan o kadar karakter var diye mi düşünüyorsun? Aslında ben onları grupluyorum. Çok sık yer değiştirdim, bu suretle çok insan gördüm. Farklı arkadaş gruplarım oldu. Karakterler ve …

Continue reading