Adana Sokak Gastronomisi

Hikmet Savatlı - 15 Haziran 2017

Yeni Ehliyet

Hikmet Savatlı - 15 Haziran 2017

NYC Sokak Yemekleri Festivali

Hikmet Savatlı - 15 Haziran 2017
hikmetsavatli_adanasokakgastronomisi_koseyazisi
hikmetsavatli_nycsokakyemekleri_koseyazisi

Herkese merhabalar,

Bu ay sizlerle bir Amerikan rüyası yaşayalım istiyorum. Tabi formatımız gastronomi üzerine olduğu için, kafanızda oluşacak olan mustang, bayrak ve diğer görüntüleri silmenizi; kendinizi bana bırakmanızı rica ediyorum. Dükkan dükkan gezmeyeceğiz bir cadde üzerinde ayağımıza kadar gelen çeşitli ülkelerin tatlarından damaklarımıza bir dünya haritası çizeceğiz.

Uyumayan şehir

Hanımefendiler beyefendiler New York’a hoş geldiniz. Şehrin ışıkları bile aklınızı başından almaya yetebilecek güzellikte ama bizler ışıklar için değil kokular için buradayız. New York bana göre tek bir yazı ile bitirilecek bir şehir değil, o yüzden sık sık bahsedeceğim.
Dünyanın herhangi bir yerinde bulmakta zorlandığınız her hangi bir malzemeyi burada marketten rahatlıkla alabilirsiniz. Sumak mı? hiç dert değil… Türk sumağı satan bir baharatçı bulmanız yeterli. Asya soslarından, tropik meyvelere, değişik hayvan etlerinden pişirme aletlerine kadar her şeyi bulabileceğiniz yerdesiniz. Tamam, kabul edelim Trakya kıvırcığını burada bulamazsınız ama yakın bir şeyler muhakkak ki buluruz.

Dünyanın mutfağı festivalde

Dünya üzerinde bulunan 206 ülkenin mutfağı bu şehirde mutlu bir birliktelik içinde kapılarını insanlara açıyor. İsrail-Filistin, Türk-Yunan, Fransız-Alman lokantaları hep yan yana… Son birkaç yıldır zevkle katıldığım; 9. Cadde yemek festivali siz “foodie”lere ve yemek meraklılarına bu şehrin ruhunu yakalamanız konusunda yardım edecektir. Her yıl Mayıs ayının 3. Haftasonu yapılan bu festivalde çeşitli ülkelerin yemek kültürlerine yakından bakma ve tatma şansını bulabilirsiniz…

42 ve 57. Sokaklar arası sabah 10.00’dan akşam 18.00’e kadar 9. Cadde üzerinde olan bu festivali kaçırmamalısınız. Her ne kadar bu sene diğer senelere göre sönük geçse de tadına doyacağınız bir festival oldu. Evvelki senelere göre Asya mutfağı temsilcilerinin sayısı azalmış, Güney Amerika temsilcileri artmıştı. Festivalden festivale karşılaştığımız Pedro odun ve kömür ateşinde etleri askıya asarak pişiriyor. Genelde fazla pişirmeye meyillidir benim gibi sulu seviyorsanız zamanında müdahale etmelisiniz.

Empanada, bizim puf böreği ve çi börek arası diyebileceğim bir güney Amerika böreğidir. Denemenizi tavsiye ederim. Benim favorim Mambo Italiano; domates, mozarella, fesleğen ve sosis. Bu arada pazarlık edin tanesi $2, 3 tanesi $5.

Biraz yürüdükçe Polonya sosisi satan kamyonlar göreceksiniz. Kielbasa kökleri 15. Yüzyıla dayanan tatlı-ekşi bir sosistir. O yıllarda domuzdan ziyade dana ve av hayvanlarını baharatlar ile karıştırtarak yapıyorlardı. 18. Yüzyılda her ünlü aşçının en az 12 çeşit sosis yapmayı bildiği rivayetini de ekleyeyim. Kornişon, yaban turpu ve hardal ile tatları pekiştirmeyi unutmayın.

Yolumuza devam edelim, bu noktada havanın durumuna göre küçük kırmızı arabasında ıstakoz çorbası almanızı tavsiye ederim. Rüzgarlı veya soğuksa içinizi ısıtır ama sıcak bir güne denk gelirseniz pas geçin…

Karşınıza dönerciler gelecek fakat bu sizin bildiğiniz döner değil Meksika’nın geleneksel al Pastor’u. Farklı coğrafyalarda aynı yemeklerin olması için karşılıklı etkileşim gerekir. Yunanistan’da Gyro, Arabistan’da Şavurma (swharma) Meksika’da Taco al Pastor, bizde ise döner diye satılan yiyecekler hep aynıdır. Sadece etleri farklılık gösterir ve Meksika “döneri” genelde domuz eti ile yapılır.

Porto Riko standlarından renkli bardaklarla Pina Colada almayı unutmayın. Ananas suyu, rom ve krema ile sizi tatlıya hazırlayacak ve damağınızdan diğer tatların gitmesine yardımcı olacaktır. Ricky Martinden önce Pina Colada vardı ama tüm standlarda saçma sapan bir Ricky Martin müziği var o yüzden alın ve kaçın. Bu arada caddede bulunan barlar dışarı koydukları masalarda bira, tekila gibi içkileri en iyi şekilde servis ediyorlar.

Artık Poseidona gitme vakti geldi. Benim çok sevdiğim ve öğrencilik yıllarında baklava almaya gittiğim bir yunan pastanesi. Her festival onları orada görmek beni mutlu ediyor. Yunanlıların baklavacısında sattıkları standart baklava bizim burada Osmanlı baklavası diye satılıyor. Fıstıklı baklavadan malzeme olarak daha farklı, zengin ve 40 kat hamurunu görebilirsiniz. Denemediyseniz bizim tatlılarımız dediğiniz tatlıları Yunanistan’da denemenizi tavsiye ederim. Güllüoğlu’nun NYC şubesine gidin ve baklavaları kıyaslayın. Farkı gözleriniz ile görür, kulağınız ile duyarsınız…

Festivalin başında ve sonunda iki baharatçı var, ilki biraz pahalı olmakla birlikte Kapalıçarşı’nın eski hali gibi. Açıkta duran baharatları şundan tart bakalım gibi bir sohbetle poşetle alabilirsiniz. Satıcı organik olduğunu söylüyor, ama karar sizin. Sumak Türk sumağı diye satılıyor ve Türkiye’den geliyormuş. Nereden olduğunu sorduğumda cevap alamamıştım o ayrı. Sumak için Amerika’da gittiğim birkaç yerde menüde Adıyaman sumağı, Urfa isotu ibarelerini gördüğüm için esnaf sohbeti alışkanlığı ile soruyorum hep. İkinci baharatçı biraz daha ucuzcu ve plastik kavanozlarda satış yapıyor. Bana göre birazcık boya var ve kalite biraz düşük…

Festivalde turşucu ile karşılaşınca bir tuhaf oluyor insan. Çıktığım bir radyo programında yurt dışında bizde olan şeylerden görüyor musunuz sorusuna verdiğim cevap turşuydu. Turşu suyu içme alışkanlıkları pek yok. Nereden bilsin benim gibi biri gelip turşu suyu isteyecek! Çeşit olarak biraz az bulduğumu da belirteyim. Bizdeki gibi turşucu dükkanı ile hiç karşılaşmadım, muhtemelen karşılaşmayacağım ama bulursam turşu suyu kokteyli yaparlar mı merak ediyorum.

47 sokağa doğru ilerlediğinizde deniz ürünlerinin artmaya başladığını göreceksiniz. Okyanusun size sunduğu, en kıymetli meyvesi istiridyedir. Şehrin genelindeki istiridye barları her daim taze istiridye satarlar ve en pahalısı $3 dür.

Damaklarınıza çizdiğiniz bu güzel dünya haritasının tabi ki eksikleri kaldı, önümüzdeki yazılarda bu eksiklikleri tamamlayacağız. Hep söylediğim gibi kulaktan dolma, batıl inançlarınızı bir tarafa bırakmalısınız. Yemeklere önyargı ile yaklaşmayıp; hiç kimseyi yediği yiyecek yüzünden eleştirmemelisiniz. Gelecek ay görüşmek dileğiyle,

Tabakta hayat var, gelin tadına birlikte bakalım…